Anadoluda,İlk,Yerleşim,Yerleri,ve,Haritası,anadoluda ilk yerleşim merkezleri, anadoluda ilk yerleşim yerleri, anadoluda ilk şehir yerleşimi, anadoluda ilkyerleşim merkezleri, anadoludaki eski yerleşim yerleri, anadoludaki ilk yerleşim yeri, anadoludaki ilk yerleşim yerleri, anadoludaki ilk yerleşmeler, anadoludaki tarih öncesi ilk yerleşim yerleri, anadoludaki tarih öncesi yerleşim merkezleri, anadoludaki tarih öncesi yerleşim yerleri, anadoludaki yerleşim yerleri, anadoludakı ilk yerlesim yerleri, bakır devrinin anadoludaki yerleşim yerleri, cilalı taş da anadolu, cilalı taş devri anadolu yerleşim birimleri, cilalı taş devri anadolu yerleşim birimlerini yazınız, taş çağı anadoludaki yerleşim yerleri, taş devri anadolu yerleşim, anadoludaki, yerleşimyerleri, yerleşim, yerleri

Uygur Hakanlığı

Kullanıcı Değerlemesi:  / 0

Uygur Hakanlığı 

Orhun kitabelerinde, ilk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar münasebetiyle zikredilen Uygurlar Çin kaynaklarında adlarının türlü şekilleri ile anılmışlardır: Hoei-ho, Vei-ho, Hui-ho, Huei-hu, Wei-wu vb. Uygur adının manası, 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde "Şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmaktadır. Diğer taraftan, kelimenin etimolo-gique olarak "uy (takip etmek) + gur" tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği ileri sürülmüş ise de, o tarihlerde Türkçede "takip etmek" manasındaki fiil kökünün "ud+" olduğu belirtilerek, Uygur adının "Oy (oymak, baskı yapmak)+gur" çeklinde açıklanabileceği veya daha kuvvetli bir ihtimal ile bu adın Türkçe "Uy(akraba, müttefık)+gur" olabileceği ve dolayısiyle "On-Uygur" deyiminin de "10 müttefik" manasında olması gerektiği bildirilmektedir. Çin kaynaklarında Asya Hunları'ndan indikleri bildirilen Uy-gurlar bir menşe efsanesine göre ataları Hun hükümdarının kızı ile bir kurttan türemiştir.

Tabgaçlar devrinde (386-534) Kao-kü (Kaoche) adı ile görünmekte olup, 5. asrın 2. yarısında bir beylik kuran Uygur topluluğu o tarihlerde, bütün Yukan-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töles'lerin bir kısmını meydana getirmiştir ki, I. Gök-Türk hakanlığı çağında bu durumu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. 7. asrın ilk çeyreğinde 6 kabileden kurulu Sir Yen t'o birliğine katılmışlar sonra P'u-ku, Tongra, Bayırku, Ediz ve Po-si adlarındaki 5 kabilesi de Uygurlar ile "ittifak ederek" hepsi "Uygur" adını almışlardır. 

Beyleri "Erkin" ünvanını taşıyordu. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildiriliyor. I. Gök-Türk hakanlığının çöküntüye doğru gittiği yıllarda böyle görünen Uygur beyliği Er-kin T'e-kien tarafından idare edildi. Ölümü üzerine yerine oğlu P'u-sa geçirildi. Tarduç başbuğu (I-nan?) ile işbirliği yaparak Kagan Kei-li'nin oğlu kumandasındaki Doğu Gök-Türk ordusunu mağlüp eden (630'a doğru) P'u-sa zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş, bilhassa, P'u-sa'nın annesi Vu-lo-hun'un ciddiliği ve töre hükümlerini uygulamaktaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. O zaman "Erkin" yerine "İl-teber (el-teber, Çincede Ch'i-li-fa ~ K'i-li-fa ~ Sse-li-fa ~ Hie-li-fa ~ Hie-li-fa) ünvanı kullanılmağa başlandı. 

Merkezi Tola nehri havalisinde olan îl-teber T'u-mi-tu, Tar-duş'ların arazisini alarak ve "9 Oğuz" boylarını kendine bağlayarak ("On-Uygur") ülkesini genişletti, sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede "Ulug îl-teber" olarak Çin imparatoru tarafından tanındı (646); sonra ülkesini, Gök-Türk tarzında teşkilatlandırdı.

Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve sonunda Çin'in tahriki ile öldürülen Tu-mi-tu(648)'nun oğlu P'o-yun, On-ok'lar "kagan"ı Ho-lu karşısında üstünlük kazanarak Taşkent yakınlanna kadar ilerledi (656). Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet İlteriş Kagan tarafından Gök-Türklere bağlandı. Anlaşılıyor ki, Kapgan ve înel zamanındaki isyanlarda dağılan Oğuz birliğini toplayarak yine bir tlte-berlik durumuna giren Uygur boyu 740'larda Hakanlığın Yabgu'luğu haline gelmişti.

A- UYGUR HAKANLIĞI

745'de, Gök-Türk iktidannı yıkarak, Ötüken'de devlet kuran Uygurlar şu 9 urug'dan meydana gelen bir birlik idi:

Yaglaqar\yaglakır - hakan uruğu (ihtimal yagıla + qır=düşman ile savaşmak)/; Hıı-tu-ko (Uturqar ihtimal ut (kazanmak) + r + gar); Hu (Kiu-lo-vu (po)= Kürebir); Küremür (ihtimal Küre (korunmak) + bir); Mo-ko-si-ki (Bagasıgır?); A-vu-çö (Ebirçeg veya Abırçak?); Hu-vu-su; Yo-vu-ku (Yagmur-qar); Hi-ye-vu (Ayavire/Ayabi-re=Ayamur, Aymur (yagmur, küramür gibi), krş. Oğuz Eymür boyu=şerefli, itibarlı) Bu uruglardan kurulu Uygur kabilesinin (boy'unun) idaresi altındaki Dokuz-oğuz birliğinin (bodun'unun) kabileleri de şunlardı:

P'u-ku (Buku, Tiirkçe unvan), Hun (Qun), Pa-ye-ku (Bayırku), T'ung-h (Tongra), Sse-kie (Sıqar), K'i-pi, A-pu-sse (Po-si= Si?), Ku-lun-vu-ku, A-tie (Ediz) Görüldüğü üzere, On-Uygur diye anılan birlik467 9 adet Oğuz b-yuna, -9 urugdan kurulu- Uygur boyunun ilavesiyle meydana gelmişti.

Orhun'da Uygur "ordu"sunu (başkentini) ziyaret eden müslüman Tamîm de, hükümdardan başka, herbirinin 13'er bin savaşçısı bulunan 17 başbuğdan (Bey?) bahsetmiştir. Demek ki, bunun 9'u Oğuz boy'u başbuğu, 8'i de (hükümdarın uruğu hariç) Uygur urugu başbuğu idi.

Uygur boyu idaresindeki 9 kabileye, Basmıl ve Karluk boylannın katılması ile birlik sayısı 11 oldu. Bir Çin kaynağına (Kiu T'ang-shu) göre de Uygur hakanlığı 11 "vali" tarafından idare edilmekte idi.

Orhun kıyısında başkenti Ordu-balık şehri (sonraki Karabalgasun yakınında)'ni kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Bilge Kül 747'de öldü. Yerine oğlu Moyen-çor (Bayan-çor?) kagan oldu ("Tanrıda bolmış îl-Etmiş Bilge kagan". 747-759).

Orhun-Selenga nehirleri arasında Şine-usu gölü yakınındaki, Uygur hakanhğının ilk devri için mühim olan kitabeden anlaşıldığına göre, hakan Moyen-çor Dokuz-oğuz'ları toplamış, kuzeyde Kırgız'larla, batıda Karluk'lar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllarla, Sekiz-Oğuz, Dokuz-Tatar ve Çik'lerle savaşmış, bunlann hepsini kendine bağlamış, hakimiyetini Yenisey kaynakları, Çu-Talas havalisi, îç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış; oğullannı yabgu, şad tayin etmişti.

Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. Karluklar tarafmdan desteklenen îslam kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talas muharebesi(751)'nde Çinliler ağır mağlübiyete uğramış, Tarım havzasının Uygur'lara geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini sonuçlandıran bu savaş üzerine, Çin'de büyük hadiseler olmuştu ki, bunların en mühimi, Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bir kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Çin başkentleri Lo-yang (756) ve Lygur tuccarlarının Çin'de tahakkumlerinden doğan bazı anlaşmazlıklar gi-deriidi. Yerine oğlu "Ay Tanrıda kııt bıdmış Knlüg Bilge Kagan" (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlııg Bilge (790-795) hakan oldular.

Eskiden beri Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beç-balık havalisinde bulunan Şa-t'o Türkleri ile anlaşarak, baskınlara başlamışlardı. Çin'i korumayı iktisadî ve kültürel sebeplerle gelenek haline getirmis olan Uygurlar, kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek istedilerse de başarıya ulaşamadılar. îtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Ötüken'de karışıklık çıktı.

Fakat 795'de hakan olan, Ediz boyundan, sevilmiş kumandan ve idare adamı Kutlug (795-805. Ay Tanrıda ülüg bulmış Alp Kutlug Bilge Kagan) ile, sonraki "Ay Tanrıda, kut bulmuş Külüg Bilge" (805-808) zamanlannda bir huzur devri açıldı. İktisadî faaliyet gelişti. İç-Asya'nın mühim ticaret çehirlerine nüfuz edildi. Dış siyaset yönünden zamanı oldukça sakin geçen hakan "Ay Tannda kut bulmuş Alp Bil-ge" (808-821)'den sonra, "Ay Tanrıda ülüg bulmış Küçlüg Bilge" (821-833) ihtimal "Kara-balgasun kitabesi"ni diktiren hakandır ki, hükümdarlığı başarılı geçmiş, Türkistan üzerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş, hakanlığa bağlı Karlukların başına yeni bir yabgu tayin etmiş ve ta Soğd bölgesine kadar ticari münasebetlerini geliştirmiştir.

Fakat, sonra memlekette huzursuzluk başgösterdi. Hakan öldürüldü, yeğeni "Ay Tanrıda kut bulmuş Alp Küliig Bilge Kagan" (833-839) da bakanının tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. Gittikçe koyulaşan Maniheizm tesirleri dolayısiyle Uygurlardaki gevşemeye karşılık Yenisey bölgesinde yeni bir kudret halinde beliren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklanna girdiler, başkent Ordu-balık'ı zaptederek son hakan Ho-sa(839-840)'yı öldürdüler, ahaliyi kılıçtan geçirdiler.

Ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler halinde yurtlannı terkederek Karluk ülkesine, Çin sınırlanna ve daha kesif olmak üzere, zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya göçtüler.

Hakan ailesine mensup iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihinin ikinci safhası başladı. Göç sırasında başlarında, kendi-eri tarafından "kagan" seçilen Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar, bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra, bir kısmı (Kan-su'da) Çin tabiiyetine girerken, diğerleri Pang Tegin idaresinde batıya Karlukların ve öteki Türk boylarının yurtlarına doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular.

Fakat bunlar artık "Bozkır Türk Devleti"nden farklı idiler ;hakimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış, büyük siyasi çatışmalara girmemiş, başta çin hükümetleri olmak üzere , başta Çin hükümetleri olmak üzere komşularıyla dostluk ve ticaret ilişkilerini sürdürmeği tercih etmiştir.

Bir kısım soydaşlarmın aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek, buranın merkezi Kan-çou(eski Gu-tsang)'da yerleşen Uygurlar (847), Çin ile, daha ziyade ticarî faaliyetler üzerine kurulu iyi münasebetlerini, imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. Ancak T'ang sülalesine karşı isyanlann arttığı 10. asır başlarında Kan-su Uygurları, bağlı oldukları ve merkezi Tun-huang olan Çin askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler:

Burada, 905 yılında muhtar bir "devlet" kuran bir asî general "Batı Han'larının Altın-dağ kırallığı" adını verdiği bu devlete Uygur'ları tabi tutmak istemiş, fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kıral"ı teslim etmeğe zorlamıştı (911). Bu hadise üzerine Uygurların batı kolu da istiklal kazanmıştır.

906'da yıkılan T'ang hanedanının yerine geçen çoğu Şa-t'o (Türk) asıllı "5 sülale" zamanında (906-960) Muahhar (sonraki) Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. 911'de Tibet elçisi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebetiyle "Büyük Uygur devletinin şefi"nden söz edilmesi Tun-huang zaferinden sonra Uygurların siyasî kudretinin arttığını göstermektedir. "5 sülale"nin ikincisi olan Muahhar T'an ailesi (923-936)'nin kurucusu Şa-t'o hükümdarı, o zaman başlarında Jen-mei ("cesur ve doğru") Ka-gan'ın bulunduğu Uygurlar tarafından samimiyetle karşılandı. Jen-mei'den sonra, 924'de Tegin (924-926), sonra A-tu-yu (="Adrug, seçkin") ve Jen-yıı hakan oldular. Çeşitli tarihlerde Apa, Kiın, Bars adlı elçiler Çin'e gönderildiler. Çin'de 3. sülale(Muahhar Tsin veya Chin)'yi kuran Şa-t'o hükümdarı (937-946) zamanında, Jen-mei (l.'nin kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi. Muahhar Han (947-951) ve Muahhar Chou (951-960) aileleri zamanında ise, gerek Kan-çou Uygur Devleti'nden, gerek Batı Uygurlan'ndan Çin'e hey'etler gitmiştir. Bu ziyaretlerin ticarî ilişkileri geliştirmek için yapıldığı tahmin olunuyor.

Kan-çou-Tun-huang Uygurları, görüldüğü gibi, büyük bir askerî kudret gösterememişler, bu sebeble de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. 10. asrın başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru halinde beliren ve bilhassa "5 sülale" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'i-tan'lar nihayet bir hanedan (Liao sülalesi. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran olduklan zaman, Uygur Devleti de onların (940'dan sonra) ve daha sonra, 1028'lerde, Tangutların nüfuzu altına girdi, 1226'da da Cengiz Han Moğollarının tahakkümü altına düştü. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "San Uygurlar" diye bilinen Türk topluluğudur ki, hala Batı Çin sahasında yaşamaktadırlar.

DOĞU TÜRKİSTAN (TURFAN) UYGUR DEVLETİ

İç Asya'ya doğru göçen Uygurların başında Vu-hi Tegin'in kardeşi, Ngu-nie Tegin bulunuyordu. Kendisi 13 Uygur kabile birliğinin son "kagan"ı (846-848) kabul edilmektedir. Batıya gelen bu Uygur kolu Tanrı Dağlan, Beş-balık, Turfan taraflanna yerleşerek, 840'da Ordu - balık'da istilacılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni Mengiryi "kagan" (Ulug Tanrıda kut bulmış Alp Külüg Bilge) seçti (856). Tibetlilerin hücumuna karşı, nüfuzu altında tutmak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin, bu Uygur devletini derhal tanıdı. 873'e doğru "kagan"ın Buku Cin olması muhtemeldir.

Tang'lar ismen de olsa kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin, meçrü Çin idaresine isyan eden Turfan, Beş-balık askerî valilerini ortadan kaldırarak Hami'ye kadar hakimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. Bu suretle siyasî nüfuzu gittikçe artan ve İç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması ile de iktisaden gelişen Uygur devleti aynı zamanda Maniheizm'in bölgede yayılmasına vasıta oluyordu.

Nitekim T'ang'ların yıkılışı sırasında Tun-huang askerî bölgesini işgal eden Çinli kumandan, yukarıda bahsettiğimiz muhtar "devlet"ini kurarken "Beyaz elbıse giyen Gök-oğlu" lakabını almıştı (Maniheıstler beyaz giyiniyorlardı). Fakat, bilindiği gibi, Kan-çou Uygurları bu muhtar "devlete son vermişler (911), bu tarihten itibaren Doğu Türkistan Uygur Devleti de müstakil olmuştu.

Bundan sonra, güneyde Tibet, Batı Türkistan'da Karluk bölgesi ile sınırlı ve baçlıca şehirleri Turfan, Kaşgar, Beş-balık, Kuça, Hami olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at, edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyasî hadiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor.

Ancak 947'lerde başkentin Koço (Doğu Türkistan'da Turfan'm yakınında Kara-khoço=Kao-ç'ang) şehri ve yazlık merkezin de Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Kün Ay Tanrıda kut bulmış Ulug kut ornanmış, alpın, erdemin il tutmuş Alp Arslan Kutlug Kül Bilge-Tanrı Han"ın devleti idare ettiği biliniyor.

948'de "Kün Ay Tanrıteg küsönçig körtle yaruk-Tanrı Bögü Tenri-ken"in bulunduğu Khoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Bu Uygur hükümdarları "Iduk-kut" unvanı ile de anılıyor ve başkente "Iduk-kut (îdi-kut) şehri" deniyordu.

Uygurlar hakkında en ilgi çekici bilgiye, Çin'deki Kuzey Sung imparatoru tarafından 981'de Kara-khoço'ya elçi olarak gönderilen Wang Yen-tö'nün seyahat notlarında tesadüf edilmektedir ki, kültür tarihi bakımından büyük değer taşır.

Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde, öteki Uygur kolunda olduğu gibi, Budizm çok yayılmış, hatta Maniheizm'den üstün bir mahiyet almış, bunun yanında Nesturi hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere îslamiyet tesirlerini göstermiştir.

Müslüman-Türk Kara-Hanlılar, Kaşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kafir" diye bahsedilen Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde îslamiyeti yaymağa çalışıyorlardı. Sonra îslamiyet Çin'e Uygurlar aracılığı ile girdiği için orada ilk müslüman Çinlilere Huei-ho (Uygur) denilmiştir.

Doğu Türkistan Uygur Devleti 1209'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman, başta, o tarihe kadar Kara-Hitaylara tabi durumda olan İdil-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu.

Islam kaynaklannda (Kudame /ölm. 948/, El-Mes'üdî, Gerdîzî, Tamîm b. Bahr, Mervezî, El-îdrîsî /ölm. 1166/) daima "Dokuz-oğuz" (Toquz-guz) diye bahsedilen Uygurların hakimiyeti fiilen sona ermekle beraber, Moğollar tabiiyetinde kalarak Uygur hükümdar ailesi Çin'de Ming devrinin başlanna, yani, son Uygur îdi-kut'u Ho-şang, Ming sülalesi kurucusuna teslim oluncaya kadar (1368) devam etmiştir. Ayrıca, Kara-Hitay devletinde olduğu gibi, meşhur devlet adamı Tata-Tonga ve oğulları ile diğer birçok Uygur, Cengiz Moğolları devletinde de yüksek idarî vazifeler almış ve başta hayvancılık, meyvecilik, dil, yazı olmak üzere Uygur medenî tesirleri Asya'nın doğusunda ve batısında (bilhassa Karluklar, Kara-Hanlılar yolu ile) asırlarca hissedilmiştir.Uygur Hakanlığı 

Orhun kitabelerinde, ilk defa, 717 yılındaki ayaklanmalar münasebetiyle zikredilen Uygurlar Çin kaynaklarında adlarının türlü şekilleri ile anılmışlardır: Hoei-ho, Vei-ho, Hui-ho, Huei-hu, Wei-wu vb. Uygur adının manası, 974'de tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde "Şahin sür'ati ile dolaşan ve hücum eden" diye açıklanmaktadır. Diğer taraftan, kelimenin etimolo-gique olarak "uy (takip etmek) + gur" tarzında (Sal-gur gibi) meydana geldiği ileri sürülmüş ise de, o tarihlerde Türkçede "takip etmek" manasındaki fiil kökünün "ud+" olduğu belirtilerek, Uygur adının "Oy (oymak, baskı yapmak)+gur" çeklinde açıklanabileceği veya daha kuvvetli bir ihtimal ile bu adın Türkçe "Uy(akraba, müttefık)+gur" olabileceği ve dolayısiyle "On-Uygur" deyiminin de "10 müttefik" manasında olması gerektiği bildirilmektedir. Çin kaynaklarında Asya Hunları'ndan indikleri bildirilen Uy-gurlar bir menşe efsanesine göre ataları Hun hükümdarının kızı ile bir kurttan türemiştir.

Tabgaçlar devrinde (386-534) Kao-kü (Kaoche) adı ile görünmekte olup, 5. asrın 2. yarısında bir beylik kuran Uygur topluluğu o tarihlerde, bütün Yukan-Orta Asya'yı kapladığı anlaşılan Töles'lerin bir kısmını meydana getirmiştir ki, I. Gök-Türk hakanlığı çağında bu durumu muhafaza ediyor ve o zaman Selenga ırmağı etrafında oturuyorlardı. 7. asrın ilk çeyreğinde 6 kabileden kurulu Sir Yen t'o birliğine katılmışlar sonra P'u-ku, Tongra, Bayırku, Ediz ve Po-si adlarındaki 5 kabilesi de Uygurlar ile "ittifak ederek" hepsi "Uygur" adını almışlardır. 

Beyleri "Erkin" ünvanını taşıyordu. Bu sırada 50 bin savaşçı çıkardıkları bildiriliyor. I. Gök-Türk hakanlığının çöküntüye doğru gittiği yıllarda böyle görünen Uygur beyliği Er-kin T'e-kien tarafından idare edildi. Ölümü üzerine yerine oğlu P'u-sa geçirildi. Tarduç başbuğu (I-nan?) ile işbirliği yaparak Kagan Kei-li'nin oğlu kumandasındaki Doğu Gök-Türk ordusunu mağlüp eden (630'a doğru) P'u-sa zamanında Uygurlar kuvvetlenmiş, bilhassa, P'u-sa'nın annesi Vu-lo-hun'un ciddiliği ve töre hükümlerini uygulamaktaki titizliği sayesinde beylik tamamen nizama girmişti. O zaman "Erkin" yerine "İl-teber (el-teber, Çincede Ch'i-li-fa ~ K'i-li-fa ~ Sse-li-fa ~ Hie-li-fa ~ Hie-li-fa) ünvanı kullanılmağa başlandı. 

Merkezi Tola nehri havalisinde olan îl-teber T'u-mi-tu, Tar-duş'ların arazisini alarak ve "9 Oğuz" boylarını kendine bağlayarak ("On-Uygur") ülkesini genişletti, sonra güneye Huang-ho'ya kadar varan bir akın yaptı ve neticede "Ulug îl-teber" olarak Çin imparatoru tarafından tanındı (646); sonra ülkesini, Gök-Türk tarzında teşkilatlandırdı.

Çin tarafından baskı altına alınmak istenen ve sonunda Çin'in tahriki ile öldürülen Tu-mi-tu(648)'nun oğlu P'o-yun, On-ok'lar "kagan"ı Ho-lu karşısında üstünlük kazanarak Taşkent yakınlanna kadar ilerledi (656). Ondan sonra yerine geçen kızkardeşi zamanında gittikçe zayıflayan Uygur beyliği nihayet İlteriş Kagan tarafından Gök-Türklere bağlandı. Anlaşılıyor ki, Kapgan ve înel zamanındaki isyanlarda dağılan Oğuz birliğini toplayarak yine bir tlte-berlik durumuna giren Uygur boyu 740'larda Hakanlığın Yabgu'luğu haline gelmişti.

A- UYGUR HAKANLIĞI

745'de, Gök-Türk iktidannı yıkarak, Ötüken'de devlet kuran Uygurlar şu 9 urug'dan meydana gelen bir birlik idi:

Yaglaqar\yaglakır - hakan uruğu (ihtimal yagıla + qır=düşman ile savaşmak)/; Hıı-tu-ko (Uturqar ihtimal ut (kazanmak) + r + gar); Hu (Kiu-lo-vu (po)= Kürebir); Küremür (ihtimal Küre (korunmak) + bir); Mo-ko-si-ki (Bagasıgır?); A-vu-çö (Ebirçeg veya Abırçak?); Hu-vu-su; Yo-vu-ku (Yagmur-qar); Hi-ye-vu (Ayavire/Ayabi-re=Ayamur, Aymur (yagmur, küramür gibi), krş. Oğuz Eymür boyu=şerefli, itibarlı) Bu uruglardan kurulu Uygur kabilesinin (boy'unun) idaresi altındaki Dokuz-oğuz birliğinin (bodun'unun) kabileleri de şunlardı:

P'u-ku (Buku, Tiirkçe unvan), Hun (Qun), Pa-ye-ku (Bayırku), T'ung-h (Tongra), Sse-kie (Sıqar), K'i-pi, A-pu-sse (Po-si= Si?), Ku-lun-vu-ku, A-tie (Ediz) Görüldüğü üzere, On-Uygur diye anılan birlik467 9 adet Oğuz b-yuna, -9 urugdan kurulu- Uygur boyunun ilavesiyle meydana gelmişti.

Orhun'da Uygur "ordu"sunu (başkentini) ziyaret eden müslüman Tamîm de, hükümdardan başka, herbirinin 13'er bin savaşçısı bulunan 17 başbuğdan (Bey?) bahsetmiştir. Demek ki, bunun 9'u Oğuz boy'u başbuğu, 8'i de (hükümdarın uruğu hariç) Uygur urugu başbuğu idi.

Uygur boyu idaresindeki 9 kabileye, Basmıl ve Karluk boylannın katılması ile birlik sayısı 11 oldu. Bir Çin kaynağına (Kiu T'ang-shu) göre de Uygur hakanlığı 11 "vali" tarafından idare edilmekte idi.

Orhun kıyısında başkenti Ordu-balık şehri (sonraki Karabalgasun yakınında)'ni kuran ilk Uygur hakanı Kutlug Bilge Kül 747'de öldü. Yerine oğlu Moyen-çor (Bayan-çor?) kagan oldu ("Tanrıda bolmış îl-Etmiş Bilge kagan". 747-759).

Orhun-Selenga nehirleri arasında Şine-usu gölü yakınındaki, Uygur hakanhğının ilk devri için mühim olan kitabeden anlaşıldığına göre, hakan Moyen-çor Dokuz-oğuz'ları toplamış, kuzeyde Kırgız'larla, batıda Karluk'lar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllarla, Sekiz-Oğuz, Dokuz-Tatar ve Çik'lerle savaşmış, bunlann hepsini kendine bağlamış, hakimiyetini Yenisey kaynakları, Çu-Talas havalisi, îç-Asya ve Kerulen'e kadar yaymış; oğullannı yabgu, şad tayin etmişti.

Fakat asıl Çin üzerinde tesirli oldu. Karluklar tarafmdan desteklenen îslam kuvvetleri ile Çinliler arasında cereyan eden büyük Talas muharebesi(751)'nde Çinliler ağır mağlübiyete uğramış, Tarım havzasının Uygur'lara geçmesini sağlayan ve Çin'in Orta Asya'dan çekilmesini sonuçlandıran bu savaş üzerine, Çin'de büyük hadiseler olmuştu ki, bunların en mühimi, Türk anadan doğan An-lu-şan adlı bir kumandanın 200 bin kişilik bir kuvvetle Çin başkentleri Lo-yang (756) ve Lygur tuccarlarının Çin'de tahakkumlerinden doğan bazı anlaşmazlıklar gi-deriidi. Yerine oğlu "Ay Tanrıda kııt bıdmış Knlüg Bilge Kagan" (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlııg Bilge (790-795) hakan oldular.

Eskiden beri Çin'e karşı ilgi duyan Tibetliler o sırada Beç-balık havalisinde bulunan Şa-t'o Türkleri ile anlaşarak, baskınlara başlamışlardı. Çin'i korumayı iktisadî ve kültürel sebeplerle gelenek haline getirmis olan Uygurlar, kuvvet göndererek tecavüzleri önlemek istedilerse de başarıya ulaşamadılar. îtibarı sarsılan hakan öldürüldü. Ötüken'de karışıklık çıktı.

Fakat 795'de hakan olan, Ediz boyundan, sevilmiş kumandan ve idare adamı Kutlug (795-805. Ay Tanrıda ülüg bulmış Alp Kutlug Bilge Kagan) ile, sonraki "Ay Tanrıda, kut bulmuş Külüg Bilge" (805-808) zamanlannda bir huzur devri açıldı. İktisadî faaliyet gelişti. İç-Asya'nın mühim ticaret çehirlerine nüfuz edildi. Dış siyaset yönünden zamanı oldukça sakin geçen hakan "Ay Tannda kut bulmuş Alp Bil-ge" (808-821)'den sonra, "Ay Tanrıda ülüg bulmış Küçlüg Bilge" (821-833) ihtimal "Kara-balgasun kitabesi"ni diktiren hakandır ki, hükümdarlığı başarılı geçmiş, Türkistan üzerine sarkmak isteyen Tibetlileri durdurmuş, hakanlığa bağlı Karlukların başına yeni bir yabgu tayin etmiş ve ta Soğd bölgesine kadar ticari münasebetlerini geliştirmiştir.

Fakat, sonra memlekette huzursuzluk başgösterdi. Hakan öldürüldü, yeğeni "Ay Tanrıda kut bulmuş Alp Küliig Bilge Kagan" (833-839) da bakanının tahrik ettiği bir isyanda telef oldu. Gittikçe koyulaşan Maniheizm tesirleri dolayısiyle Uygurlardaki gevşemeye karşılık Yenisey bölgesinde yeni bir kudret halinde beliren ve 20 yıldan beri Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar 840 yılında kalabalık kuvvetlerle Uygur topraklanna girdiler, başkent Ordu-balık'ı zaptederek son hakan Ho-sa(839-840)'yı öldürdüler, ahaliyi kılıçtan geçirdiler.

Ötüken'de devletleri yıkılan Uygurlar kütleler halinde yurtlannı terkederek Karluk ülkesine, Çin sınırlanna ve daha kesif olmak üzere, zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya'ya göçtüler.

Hakan ailesine mensup iki kardeş tarafından idare edilen bu göçten sonra Uygur tarihinin ikinci safhası başladı. Göç sırasında başlarında, kendi-eri tarafından "kagan" seçilen Vu-hi Tegin (841-846)'in bulunduğu Uygurlar bir müddet bazan Kırgızlar, bazan Çinliler tarafından hırpalandıktan sonra, bir kısmı (Kan-su'da) Çin tabiiyetine girerken, diğerleri Pang Tegin idaresinde batıya Karlukların ve öteki Türk boylarının yurtlarına doğru yollandılar ve her iki tarafta da devletler kurdular.

Fakat bunlar artık "Bozkır Türk Devleti"nden farklı idiler ;hakimiyeti genişletme düşüncesinde olmamış, büyük siyasi çatışmalara girmemiş, başta çin hükümetleri olmak üzere , başta Çin hükümetleri olmak üzere komşularıyla dostluk ve ticaret ilişkilerini sürdürmeği tercih etmiştir.

Bir kısım soydaşlarmın aşağı yukarı 150 yıldan beri sakin bulunduğu Kan-su bölgesine gelerek, buranın merkezi Kan-çou(eski Gu-tsang)'da yerleşen Uygurlar (847), Çin ile, daha ziyade ticarî faaliyetler üzerine kurulu iyi münasebetlerini, imparatorların kızları ile Uygur prenslerinin evlendirilmeleri gibi akrabalık bağları ile de sağlamlaştırmışlardır. Ancak T'ang sülalesine karşı isyanlann arttığı 10. asır başlarında Kan-su Uygurları, bağlı oldukları ve merkezi Tun-huang olan Çin askerî bölgesi ile ilgilerini kestiler:

Burada, 905 yılında muhtar bir "devlet" kuran bir asî general "Batı Han'larının Altın-dağ kırallığı" adını verdiği bu devlete Uygur'ları tabi tutmak istemiş, fakat Kan-çou Uygurları tarafından gönderilen Tegin adlı kumandanın idaresindeki ordu Tun-huang'ı kuşatarak halkı "kıral"ı teslim etmeğe zorlamıştı (911). Bu hadise üzerine Uygurların batı kolu da istiklal kazanmıştır.

906'da yıkılan T'ang hanedanının yerine geçen çoğu Şa-t'o (Türk) asıllı "5 sülale" zamanında (906-960) Muahhar (sonraki) Leang (907-923) ile Uygurlar pek ilgilenmemişlerdir. 911'de Tibet elçisi ile birlikte Çin'e giden Uygur elçisi münasebetiyle "Büyük Uygur devletinin şefi"nden söz edilmesi Tun-huang zaferinden sonra Uygurların siyasî kudretinin arttığını göstermektedir. "5 sülale"nin ikincisi olan Muahhar T'an ailesi (923-936)'nin kurucusu Şa-t'o hükümdarı, o zaman başlarında Jen-mei ("cesur ve doğru") Ka-gan'ın bulunduğu Uygurlar tarafından samimiyetle karşılandı. Jen-mei'den sonra, 924'de Tegin (924-926), sonra A-tu-yu (="Adrug, seçkin") ve Jen-yıı hakan oldular. Çeşitli tarihlerde Apa, Kiın, Bars adlı elçiler Çin'e gönderildiler. Çin'de 3. sülale(Muahhar Tsin veya Chin)'yi kuran Şa-t'o hükümdarı (937-946) zamanında, Jen-mei (l.'nin kardeşi) Çin'e Altun adındaki elçisini gönderdi. Muahhar Han (947-951) ve Muahhar Chou (951-960) aileleri zamanında ise, gerek Kan-çou Uygur Devleti'nden, gerek Batı Uygurlan'ndan Çin'e hey'etler gitmiştir. Bu ziyaretlerin ticarî ilişkileri geliştirmek için yapıldığı tahmin olunuyor.

Kan-çou-Tun-huang Uygurları, görüldüğü gibi, büyük bir askerî kudret gösterememişler, bu sebeble de haklarında fazla bilgi mevcut olmamıştır. 10. asrın başından itibaren Mançurya ve Kore kabilelerini toplayarak kuzeyde bir baskı unsuru halinde beliren ve bilhassa "5 sülale" devrinde Çin'in bazı kısımlarını ele geçiren K'i-tan'lar nihayet bir hanedan (Liao sülalesi. 907-1211) kurarak Kuzey Çin'de hükümran olduklan zaman, Uygur Devleti de onların (940'dan sonra) ve daha sonra, 1028'lerde, Tangutların nüfuzu altına girdi, 1226'da da Cengiz Han Moğollarının tahakkümü altına düştü. Kan-çou Uygurları daha o sıralardan beri "San Uygurlar" diye bilinen Türk topluluğudur ki, hala Batı Çin sahasında yaşamaktadırlar.

DOĞU TÜRKİSTAN (TURFAN) UYGUR DEVLETİ

İç Asya'ya doğru göçen Uygurların başında Vu-hi Tegin'in kardeşi, Ngu-nie Tegin bulunuyordu. Kendisi 13 Uygur kabile birliğinin son "kagan"ı (846-848) kabul edilmektedir. Batıya gelen bu Uygur kolu Tanrı Dağlan, Beş-balık, Turfan taraflanna yerleşerek, 840'da Ordu - balık'da istilacılar eli ile öldürülen Uygur hakanının yeğeni Mengiryi "kagan" (Ulug Tanrıda kut bulmış Alp Külüg Bilge) seçti (856). Tibetlilerin hücumuna karşı, nüfuzu altında tutmak istediği bu bölgede kendisine bir dost arayan Çin, bu Uygur devletini derhal tanıdı. 873'e doğru "kagan"ın Buku Cin olması muhtemeldir.

Tang'lar ismen de olsa kendilerine bağlı ve siyasetlerine uygun bir tutum içinde bulunan bu Uygur devletinin, meçrü Çin idaresine isyan eden Turfan, Beş-balık askerî valilerini ortadan kaldırarak Hami'ye kadar hakimiyet kurmalarına şüphesiz müdahale etmiyorlardı. Bu suretle siyasî nüfuzu gittikçe artan ve İç-Asya'nın ticaret yolları üzerinde olması ile de iktisaden gelişen Uygur devleti aynı zamanda Maniheizm'in bölgede yayılmasına vasıta oluyordu.

Nitekim T'ang'ların yıkılışı sırasında Tun-huang askerî bölgesini işgal eden Çinli kumandan, yukarıda bahsettiğimiz muhtar "devlet"ini kurarken "Beyaz elbıse giyen Gök-oğlu" lakabını almıştı (Maniheıstler beyaz giyiniyorlardı). Fakat, bilindiği gibi, Kan-çou Uygurları bu muhtar "devlete son vermişler (911), bu tarihten itibaren Doğu Türkistan Uygur Devleti de müstakil olmuştu.

Bundan sonra, güneyde Tibet, Batı Türkistan'da Karluk bölgesi ile sınırlı ve baçlıca şehirleri Turfan, Kaşgar, Beş-balık, Kuça, Hami olan ülkelerini müdafaa ile iktifa ederek san'at, edebiyat ve ticaret sahasında yükselen bu Uygur devleti ile ilgili siyasî hadiseler hakkında fazla bilgi görülmüyor.

Ancak 947'lerde başkentin Koço (Doğu Türkistan'da Turfan'm yakınında Kara-khoço=Kao-ç'ang) şehri ve yazlık merkezin de Beş-balık (Pei-ting) olduğu ve "Kün Ay Tanrıda kut bulmış Ulug kut ornanmış, alpın, erdemin il tutmuş Alp Arslan Kutlug Kül Bilge-Tanrı Han"ın devleti idare ettiği biliniyor.

948'de "Kün Ay Tanrıteg küsönçig körtle yaruk-Tanrı Bögü Tenri-ken"in bulunduğu Khoço'daki bir kitabeden anlaşılmaktadır. Bu Uygur hükümdarları "Iduk-kut" unvanı ile de anılıyor ve başkente "Iduk-kut (îdi-kut) şehri" deniyordu.

Uygurlar hakkında en ilgi çekici bilgiye, Çin'deki Kuzey Sung imparatoru tarafından 981'de Kara-khoço'ya elçi olarak gönderilen Wang Yen-tö'nün seyahat notlarında tesadüf edilmektedir ki, kültür tarihi bakımından büyük değer taşır.

Doğu Türkistan Uygur Devleti'nde, öteki Uygur kolunda olduğu gibi, Budizm çok yayılmış, hatta Maniheizm'den üstün bir mahiyet almış, bunun yanında Nesturi hıristiyanlık ve başlangıçta pek az olmak üzere îslamiyet tesirlerini göstermiştir.

Müslüman-Türk Kara-Hanlılar, Kaşgarlı Mahmud'un eserinde (1074) "kafir" diye bahsedilen Uygurlarla mücadele ediyor ve Uygur memleketinde îslamiyeti yaymağa çalışıyorlardı. Sonra îslamiyet Çin'e Uygurlar aracılığı ile girdiği için orada ilk müslüman Çinlilere Huei-ho (Uygur) denilmiştir.

Doğu Türkistan Uygur Devleti 1209'da Cengiz Han'a bağlandığı zaman, başta, o tarihe kadar Kara-Hitaylara tabi durumda olan İdil-kut Barçuk Art-Tegin bulunuyordu.

Islam kaynaklannda (Kudame /ölm. 948/, El-Mes'üdî, Gerdîzî, Tamîm b. Bahr, Mervezî, El-îdrîsî /ölm. 1166/) daima "Dokuz-oğuz" (Toquz-guz) diye bahsedilen Uygurların hakimiyeti fiilen sona ermekle beraber, Moğollar tabiiyetinde kalarak Uygur hükümdar ailesi Çin'de Ming devrinin başlanna, yani, son Uygur îdi-kut'u Ho-şang, Ming sülalesi kurucusuna teslim oluncaya kadar (1368) devam etmiştir. Ayrıca, Kara-Hitay devletinde olduğu gibi, meşhur devlet adamı Tata-Tonga ve oğulları ile diğer birçok Uygur, Cengiz Moğolları devletinde de yüksek idarî vazifeler almış ve başta hayvancılık, meyvecilik, dil, yazı olmak üzere Uygur medenî tesirleri Asya'nın doğusunda ve batısında (bilhassa Karluklar, Kara-Hanlılar yolu ile) asırlarca hissedilmiştir.

Benzer İçerikler